Hissikablelvuku, tumturaklı, tahayyül, mütehayyil... Banu ve Onur Ertuğrul çiftinin "Lûgat365 bazı kelimeler çok güzel" kitabı,
kelimelerin unutulmayacağını, her daim yaşayacağını ve bizi mutlu edeceğini gösteriyor.
Kitabı elime alıp karıştırınca oğlumla yaptığımız sohbet aklıma geldi.
"Nass" diyor s'leri uzatarak...
Ne dediğini anlamaya çalışırken "ne o
küsmüyüz" diye ekliyor gülerek.
Boş ve anlamsız baktığımı görünce "nasılsın,
dedim ya" diyor.
Mail kutusunda ya da telefon mesajında iki harf:
"tm', bir
başka mesaj daha uzun o da üç harfli: "nbr".
İlki "tamam" ötekisi de "naber"
in kısaltılmışı...
Akıllı telefonla, tabletle, wi-fi'yle büyüyen bir nesil
onlar. Bırakın iki dakika sohbeti ya da bir cümle yazmayı, bir sözcüğü bile tam
yazmaya tahammülleri yok. Artık o harflere de ihtiyaçları yok, bir süredir
"emoji"yle yani sembollerle işlerini görüyorlar.
Ancak işleri düşünce hemen
tedavüle soktukları afilli sözcükleri de dağarcıklarında duruyor.
(Haklarını da
vermek lazım; çok zekiler, pratik ve yaratıcılar...)
Oğlumla sohbetim şöyle
dursun, "Lûgat365 bazı kelimeler çok güzel" başlıklı kitabı karıştırmaya
başladım. Cildi özenli, kaliteli kağıda basılmış. Yüzlerce sözcük, birçoğu
eskilerden kalma, estetik biçimde sıralanmış ve altlarında da anlamları var.
Önce tuhaf geldi, "sözlükten ne farkı var" demekten kendimi alamadım.
O sırada
yazıişlerindeki arkadaşlar kitabı görünce sökün etti...
"Herkes bu kitabı
konuşuyor, ben de alacağım.
"Bu kitabın çok ilginç bir hikayesi var."
"Bu
sözler slogan oldu, çanta, poster yapıldı."
Bu sohbetlerin üstüne kitap
eklerinden birinde Erol Üyepazarcı'nın Osmanlı'nın tarihine bir ömür vermiş
Reşad Ekrem Koçu'yla diyaloğunu anlattığı yazısına rastgeldim.
Üyepazarcı tarih
hocası Koçu'dan kitap önerisi istemiş ancak isimlere anlam verememiş.
Koçu, "Ne
o bülehây-ı ümetten gibi yüzüme bakıyorsun?" diye çıkışmış.
Yani "eblehler gibi
bakma" diyor.
Yeni bir sözcük öğrenmek çok mutlu eder beni.
Yahya Kemal
Beyatlı'nın "Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te" şiirindeki gibi...
O
ahenk, müzik nasıl da sarar insanı, üstüne ne çok konuşmuştuk.
Hadi gelin
"Hayal eden, kuran" anlamına gelen mütehayyil'in yerine bir sözcük koyun.
İşte Banu ve Onur Ertuğrul'da böylesi bir tutkunun peşinden giderek yola
çıkıyor.
"Lugat365 fikri ilk olarak tek bir kelimeye inanarak başladı:
Hissikablelvuku...
İnsanın içinden defalarca tekrar etmek geliyor. Adeta efsunlu
bir kelime. Tek kelimelik bir şarkı gibi nağmesiyle akıyor ve hülyalara gark
ediyor insanı. İnsan bu kelimeyi bir kere duyunca, hep duymak istiyor. Düşündük
ki, bizim gibi bu kelimenin heyecanını yaşayan başkaları da vardır. Az da olsa
vardır... O azıcık kişiye ulaşabilirsek de, bu kelimenin ve diğer kelimelerin
güzelliğini anlatmamızda bize yardımcı olurlar. Öyle de oldu."
Ertuğrul çifti
1 Ocak 2015 tarihinden itibaren her gün bir kelimeyi Twitter, Facebook ve
Instagram üzerinden paylaşmaya başlıyor.
Proje kar topu misali büyüyerek
katılımlarla kitap haline geliyor.
Ben de öyle yaptım kitabı okurken her
sabah bir kelimeyi çantam, cüzdanım ve telefonumla birlikte yüklendim.
Ve gün
boyu onunla hasbıhal ettim.
Çok keyifliydi çok, bu sıkıntılı günlerde nasıl da
iyi geldi bilemezsiniz.
Keyifli, hüzünlü çağrışımlarla birlikte anılar da
canlandı.
Örneğin, Binâenaleyh'i Süleyman Demirelsiz düşünmek mümkün mü. Çocukluğumuzdan itibaren bu kelime bizimleydi hep.
Kitaptaki kelimelerin
kullanıldığı şiir ve romanlardan alıntılar da okuma zevkini arttıran iyi bir
çalışma olmuş. Yazarlarımızın emeğine saygı duyarak bazılarını buraya almadan
edemedim. Ne söylense ne yazılsa o harika cümlelerin yerini tutamaz.
Hayalde
canlandırma anlamına gelen "tahayyül" mü dediniz
"Bu artık bir hakikattir,
halbuki ben şimdiye kadar bunu
tahayyül etmekten bile çekiniyordum."
Sabahattin Ali (İçimdeki Şeytan)
Gösteriş, ihtişamlı anlamlarındaki
"tumturak"a buyrun:
Ah nerde gençliğimiz,
sahilde savruluşları başıboş
dalgaların
yeri göğü çınlatan
tumturaklı gazeller
elde var
hüzün.
Attila İlhan (Elde Var Hüzün)
Zahmet, sıkıntı mı dediniz. Meşakket
ne güne duruyor:
Dünya
meşakkatinden kurtulmamış hiç yoktur, ama
sırayladır.
Meşakkatten kurtulmayı özleyeceğimize yaşamaya bakalım Alişar
Bey, yaşama
meşakkatine kurban olayım!
Kemal Tahir (Devlet Ana)
İşte projenin başlangıcı olan sihirli kelime: Olacak bir şeyi gerçekleşmeden
önce hissetmek anlamındaki
hissikablelvuku.
Kamil o adamlardan biridir
ki hayatının her anında harikülade bir vakıanın
hissikablelvukuunu taşır.
Her adımında başına mühim bir şey geleceğini hisseder.
Peyami Safa (Bir
Akşamdı)
Banu ve Onur Ertuğrul hayatımızdan çekip gitmeden bu kelimelere son
bir saygı duruşunda bulunmak istediklerini söylüyorlar. Bence bu çalışma bile o
kelimelerin unutulmayacağını, yaşayacağını ve bizi mutlu edeceğini
gösteriyor...
Kitabın yazarları Banu ve Onur Ertuğrul. (Fotoğraf: Cumhuriyet)
KİTAPTAN SEÇMELER...

Seni kendi kendimden,
hayatımdan,
muhtelif saadetlerini birbirinden kıskanıyordum. Reşat Nuri
Güntekin (Çalıkuşu)

Kalbin kapıları vardı. Korunması kolaydı. Ama
vesvese, kapıları aşarak girmiyor, kalpte doğuyordu. Nazan Bekiroğlu (Lâ:
Sonsuzluk Hevesi)
Velhasıl onlar vurdu, biz büyüdük kardeşim. Ece
Ayhan (Yalınayak Şiirdir)

Saf olana, bozulmamış olana,
sahih şeye
ulaşmak istiyorsun. Ama yok öyle bir başlangıç. Orhan Pamuk (Yeni
Hayat)

İnsan kendi kendini arındırdığında kendini bağışlar. İşte o zaman
insan yeniden doğar,
pirüpak olur.. Yaşar Kemal (Fırat Suyu Kan Akıyor
Baksana)

On yedinci asrın nihayetine doğru İngiltere'de, tenha bir bahçenin
sessiz bir köşesinde
münferit bir elma ağacı vardı. Ömer Seyfettin
(Harem)

Sen de koş, sen de düş, sen de yaralan, Kalbimin duracağı
bahtiyar güne kadar seninle beraber yaralanmaktan başka ne yapabilirim?
Cemil Meriç (Jurnal-1)
Merhamet!.. Lûgat kitabında bir
kelime!
Onu öğretmek... İnsanlara acımayı belletmek. Necip Fazıl Kısakürek
(Reis Bey)

Dert çok,
hemdert yok. Fuzûli

Senin dışında
düşünememek hastalığına
müptelâyım. Ahmet Hamdi Tanpınar (Huzur)

Zulüm hiçbir zaman
payidar olamamıştır. Yaşar Kemal (İnce
Memed)

Bu fakir ve mert insanların arasından
allahaısmarladık diyerek
ayrılıyoruz. Düşüyoruz tozlu yollara. Oğuz Atay (Tutunamayanlar)
(Sabah Kitap ekinin Ocak 2016 sayısında yayınlanmıştır.)