Sayfalar

19 Mayıs 2019 Pazar

Her şeyi en baştan alıyoruz...


Yazar Ian Rankin'in ünlü müfettişi John Rebus aramıza geri döndü. Alfa Kitap dedektifin maceralarını sıralı bir şekilde yeniden yayınlamaya başladı. Artık Rebus'un maceralarını kronolojik bir biçimde okuma şansımız var.

Polisiye tutkunlarının sevdiği, izlediği, zaman zaman tekrar okumaktan zevk aldığı dedektifleri vardır.
160 yılı deviren İngiliz Sherlock Holmes polis olmasa bile bu türün esin kaynağıdır hiç kuşkusuz.
Edebiyatın atasözüyle söylersek, "Hepsi onun paltosundan çıkmıştır."
Tabii ki Agahta Christie'nin meşhur dedektifi Poriot'uyu da unutmadım.
Onlarca karakter ortaya çıktı, kimi sevildi kimi de birkaç macerayla unutuldu gitti.
Birbirinden farkı olmayan, kopyala yapıştır yöntemiyle ilerleyen, sanki bıraktığı yerden ötekisi devam ediyor hissi veren polisiye dizi ve kitaplardan sıkılanlara iyi bir haberim var.
Dedektif John Rebus geri döndü...
Son 30 yıla damga vuranların başında İsveçli Henning Mankell'in Komiser Wallander'i, Norveçli Jo Nesbo'nun dedektifi Harry Hole, İngiliz Philip Kerr'in dedektifi Bernie Günther geliyor.
İskoç yazar Ian Rankin'in dedektifi Rebus da onların arasındadır.
Ian Rankin, dedektifini 1987'de yani tam 32 yıl önce Edinburgh'da suçlu kovalamaya yollamıştı.
Büyük ilgi gören Müfettiş Rebus ardı ardına yayınlanan kitaplarla ününü arttırdı.
Filme çekildi, onlarca dile çevrildi.
Bu arada bize de uğradı.
Ancak müfettişimiz bir kitabında yaşlıyken ardından gençleşiyordu.
Birlikte suçlu kovaladığı isimler bir anda değişiyor, bambaşka biriyle karşılaşıyorduk
Yayınevleri dünyadaki çok satanlar listesine göre kitaplarını bastığı için haliyle karışık bir durum ortaya çıkıyordu.
Alfa Yayınları çok isabetli bir kararla, Ian Rankin'in serisini en baştan yayınlamaya başladı.
Arka arkaya 4 kitabı birden basıldı.
Müfettiş Rebus, turistlerin gözdesi, tarihi ve doğasıyla ünlü Edinburgh kentinin arka sokaklarındaki suç dünyasına Düğümler ve Haçlar'la hızlı bir giriş yapıyor.
Öncelikle ele alınan, olayların kendisi kadar dedektifin bizzat kendisi.
Bir yanda iki genç kız cinayeti ve üçüncüsü de işlenmek üzeredir.
Postadan çıkan bulmaca gibi mesajların tam ortasında John Rebus vardır.
İskoç yazar, dedektifini olayın merkezine koyarak bir yandan vakayı aydınlatıyor bir yandan da onun kişiliğini didik didik ediyor.
Eşini, kızını, babasını, kardeşini ve tabii ki geçmişini...
"Ordudayken hep en iyi adamlardan biri olmuştu. Paraşütçüydü. Özel Hava Birliği için eğitilmiş ve sınıfını birincilikle bitirmişti. Başarılı bir özel görev birliğinde görev almıştı. Madalyası ve ödülleri vardı. Hayatının iyi bir dönemi olduğu kadar en kötü dönemiydi de. Gerginlik ve yoksunluk çekmiş, ikiyüzlülük ve acımasızlıkla yüz yüze gelmişti. Ayrıldığı zamansa emniyet teşkilatı onu almak istememişti. İstediği işi ona vermeleri için ordunun polise baskı yaptığını şimdi şimdi anlıyordu. Buna içerleyen insanlar o zamandan beri sürekli yoluna muz kabukları atıyor, ayağını kaydırmaya çalışıyorlardı. Ama tuzakları atlatıp işini yaptığından istemeye istemeye onu ödüllendirmek zorunda kalmışlardı."
Eski bir SAS komandosu, asi, başına buyruk, otoriteyle çatışan, bildiğini okuyan, zaafları olan, içki ve sigaraya düşkün dedektif Rebus'un kitaplara ve müziğe tutkusu da karakterini tamamlayan unsurlar...
Her zaman tetikte, yalnız yaşayan, patavatsız adamımız olayı çözerken bazen yüzüne gözüne bulaştırıyor bazen de hiç olmadık bir yerden ipucu yakalıyor.
Rebus'la birlikte Edinburgh'un caddelerinde, sokaklarında, barlarında, restoranlarında, kırsalında, deniz kenarlarında, müzelerinde, kütüphanelerinde geziyoruz.
Yalnızca bina ve doğa tasvirleriyle değil; her birini tamamlayan insanlarla birlikte bir yaşam akmaktadır orada. Gençler nereye gider, zenginlerin tercihi nedir, ayyaşların, orta sınıfın yaşamı nasıldır, polislerin iç dünyasında neler yaşanır.
Karışık bir vakayı çözmeye çalışırken kendisine "Biraz sabret, John. Yakında bütün dosyalar bilgisayara aktarılmış olacak. Bir süre sonra da bizim gibi katırlara ihtiyaçlarının olmadığını anlayacaklar: Yalnızca birkaç adam ve bilgisayar masası işi görecek. Gelişme olmasaydı ne halde olurduk? Elimizde pipolarımız ve büyüteçlerimiz, tahminler yürütmek zorunda kalırdık " diyen meslektaşına verdiği cevap klasik polisiyeseverleri mutlu edecek:
"Bizim gibi insanlara her zaman yer olacak Jack. Toplum biz olmadan yapamaz. Bilgisayarlar sezgisel tahminlerde bulunamazlar. Bu konuda onları yeneriz."Olaylar bir anda öylesine karmaşık hale gelir ki, Rebus'un da bizim de kafamız karışır.
Bilgisayarın babası gelse içinden çıkılmaz derken, dedektifimiz kahve doldururken, birasını yudumlarken, müzik dinlerken ya da geçmişiyle hesaplaşırken ki bunu sık sık yapıyor.
Üst üste birikmiş ve birçoğu işe yaramaz bilgileri ayıklar ve yol almaya başlar.
Sezgisiyle bir ipucu yakalayıp ilerler.
İskoç yazar olayı çözümleme işini ustalıkla yapıyor, ayrıca polisiyenin olmazsa olmazları; olay yeri inceleme, ipuçları, sorgulama, gerekirse fiziki mücadele eksiksiz yerine getiriliyor.
İkinci kitap, Saklambaç da dedektifimiz artık terfi almış müfettiş olmuştur. Uyuşturucu bağımlısı bir gencin ölümüyle kentin önemli isimlerine uzanan bir kovalamacaya hazır olun.
Üçüncü kitap Diş İzleri'nde ise kendi topraklarından uzakta Londra'ya gidiyor.
Bir kurtadamın peşine düşüyor.
Dördüncü kitap Masadaki Düşman'da ise başarılı ve parlak bir milletvekilinin hayatına odaklanıyoruz.
Dağınık yayınlanan ve kafamızı karıştıran Harry Hole serisi düzene girdi, John Rebus da baştan yayınlanmaya başladı.
Son söz de bir dilek olsun: Ian Rankin'in "kahramanım" dediği ve artık raflarda bulunmayan İsveçli Henning Mankell'in Komiser Wallander'ini de şöyle sırasıyla baştan okuyabilsek...
(Sabah Kitap ekinin Nisan 2019 sayısında yayınlanmıştır.)


KİTAPTAN...
Gill Templer, Rebus'u bulamamıştı.
İnsan gibi değil, sanki bir gölge gibi ortadan kaybolmuştu.
İyi bir polisin yapması gereken her şeyi yaptı, telefonlar etti, iz peşine düştü, sorular sordu, ama karşısında yalnızca iyi bir polis değil, aynı zamanda Özel Hava Birliği'nin en iyi adamlarından birisi vardı.
Ayağının ya da masasının altında, giysilerinin içinde bile saklanıyor olabilirdi.
Onu asla bulamazdı.
Bulamadı da.