Sayfalar

5 Ağustos 2014 Salı

Unutulmasın ki bir daha olmasın...



"Burda yeşil biber acı mı acı,Acımı acı, burda türküler."
Nazım Hikmet

Bir İngiliz gazetesinin, "Soma'daki facia Türk toplumunun üzerinde ağır bir travma yarattı" yorumu çok yerinde bir tespit.
Dile kolay pisi pisine yitip giden 301 can...
Soma'daki maden kazasının üstünden yaklaşık 10 gün geçti.
Sürekli yeni bir insan hikayesiyle yürekler bir kez daha kanıyor.
Hayatın kıyısına tutunarak ayakta kalmaya çalışan insanların zorlukla sürdürdükleri yaşamlarını öğrendikçe acımız katlanıyor.
Ya geride kalan aileler.
Eşler, çocuklar, anneler, babalar, akrabalar, dostlar, komşular...
Onların hikayeleri de yitip giden canlar kadar dramatik.
İşte, sokakta, yolda, vapurda, takside, berberde, evde her yerde Soma var.
Benim duygularım da farklı değil...
Küresel köy haline gelen dünyanın herhangi bir yerindeki küçük bir olay bile iletişim ve teknoloji sayesinde anında duyuluyor.

Vakit geçirilmeden yapılan yorumlar, eleştiriler derken bazen durum içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor.
Orada yaşanan tatsız hadiseler, öfke patlamaları, sosyal medyadan bilip bilmeden yapılan yorumlar ve cepheye bölünmüş insanların yaptığı seviyesiz yorumlar ise halledilmesi gereken sosyolojik bir durum...
Patronun kısa zamanda kar hırsıyla sömürdüğü işçiler, taşeronluk sistemi, güvenlik önlemlerinin yetersizliği daha doğrusu neredeyse hiç olmaması ise kabul edilebilir gibi değil.
İhmaller ki yazmaya kalksam buraya sığmaz, önceden yapılan uyarıların dikkate alınmaması da işin bir başka boyutu...
Farkındayım yazı da ruhumuz gibi dağılıyor, toparlamaya çalışayım.
Bu topraklarda bir şeyler yapmak için başımıza mutlaka bir şey gelmesi gerekiyor, yoksa kimse kılını dahi kıpırdatmıyor.
Anaokulunda kırık klozetin yapılması için bir çocuğu öldürmesi mi gerekiyordu, öğrenci servislerinde denetim için kaza yapması mı gerekiyordu.
Koruma isteyen kadının başvurusunu ciddiye almak için öldürülmesi mi gerekiyordu...

Liste uzayıp gidiyor.
İş kazalarında Türkiye'nin ilk sırada olması yeterince uyarıcı değil mi.
Bakın yıllardır tersanelerde insanlar ölüp duruyordu.

Şimdi oluyor mu, çünkü çok sert ve sıkı önlemler alındı. Ancak bu kadar insanı kaybetmeden de bunlar olabilirdi.
Bu kez fırsat kaçmasın, toplum her kesimiyle ayağa kalkmış ve kenetlenmişken, madenlerde öyle önlemler alınsın ki 50 yıldır işçi ölümü yaşanmayan Almanya gibi olalım
Unutmayalım, unutturmayalım.
Soma artık bir milat olsun...
Ve diyelim ki; "Büyük bir facia yaşadık ama ders almasını da bildik.

O günden beri her iş kolunda işçilerimiz güvenle ve huzurla çalışıyor.
Aileleri de endişeyle değil huzurla onları bekliyor."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder